Senaryo yazımında, senaryonun kendine has ve kesin bir biçimi, formatı vardır. Aslında çok basit bir şablona dayansa da buna uymak bazen zor olabilmektedir. Senaristin sınırsız bir yazma özgürlüğü yoktur. Okuyucular her zaman senaryonu okumamak için bir bahane ararlar. Dolayısıyla senaryonu okuyacak kişinin, senaryonu olduğu gibi çöpe atmasına neden olacak bir hata yapmaman gerekir. Senaristin görevi, ilgi çekici bir hikaye anlatarak okuyucunun bir sonraki sayfayı çevirmesini sağlamaktır.

“Her sahneyi mümkün olduğunca geciktirmekle kalmayıp tüm hikayenin bu şekilde saldırmasını sağlamalısın.” -William Goldman

Goldman son derece haklı. Geç başla, erken bitir. Her sahneyi, her sekansı (). Asla zaman kaybetme. Mümkün olan en az kelimeyle açık, öz ve yaratıcı yazma kuralına uymaya çalış. Kağıda aktardığın her bir kelimenin gerekli olduğundan emin ol. Sayfadaki beyaz boşlukları arttırmaya çalışırken sadece diyalog ya da sadece aksiyon içeren sayfalardan ve kamera hareketlerinden bahsetmekten kaçınmalısın. Unutma ki bir senaryo yazıyorsun, filmi çekmiyorsun.

Tabi ki, akılda kalan bir hikaye anlatabilmek için yazarın ilgi çekici karakterlerin yer aldığı olay örgüsünü özgün () bir dille aktarabilmesi gerekir. Ancak doğru bir formatta yazılmamış bir hikaye tüm bunlara sahip olsa bile okunmadan çöpe atılabilir. Bir işi ciddiyetle yapıyorsanız o işi olması gerektiği gibi yapmalısınız.